92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
Özel: Evet
bayatiaraban, bayatibuselik
1. isim , isim , müzik , müzik , isim , isim , müzik , müzik , Klasik Türk müziğinde uşşak dörtlüsüne buselik beşlisi katılmasıyla yapılmış eski bir makam
Lisan : Farsça bayāt + Arapça -ī
Telaffuz : baya:ti:
1. isim , isim , edebiyat , edebiyat , isim , isim , edebiyat , edebiyat , Azeri ve Türkmen halk şiirinde mâni türü
1. isim , isim , müzik , müzik , isim , isim , müzik , müzik , Araban ve bayati makamlarından oluşturulan bir birleşik makam
Lisan : Farsça bayāt + Arapça -ī + Arapça ʿarabān
Telaffuz : baya:ti:araba:nı
1. isim , isim , müzik , müzik , isim , isim , müzik , müzik , Bayati makamının buselik beşlisi veya dörtlüsü ile sona ermesinden oluşan bir birleşik makam
Lisan : Farsça beyātī + bū-selīk
Telaffuz : baya:ti:bu:selik
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bayat duruma gelmek, tazeliğini yitirmek
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmek
1. Dün akşam karşılıklı içerken, çoktan bayatlamış itirafımı ağzımdan kaçırma gafletinde bulundum.
1. Dün akşam karşılıklı içerken, çoktan bayatlamış itirafımı ağzımdan kaçırma gafletinde bulundum.
1. sıfat , sıfat , halk ağzında , halk ağzında , sıfat , sıfat , halk ağzında , halk ağzında , Bayatlamaya başlamış
1. nesnesiz , nesnesiz , halk ağzında , halk ağzında , nesnesiz , nesnesiz , halk ağzında , halk ağzında , Bayatlamaya yüz tutmak
1. isim , isim , isim , isim , Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
Özel: Evet
Telaffuz : ba'yburt
aygın baygın
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bayılmış, kendinden geçmiş
2. Süzgün
1. Az beli bükük ve gözleri biraz baygın bir ihtiyar.
1. Az beli bükük ve gözleri biraz baygın bir ihtiyar.
3. Gönül vermiş
4. İnsanı kendinden geçirir gibi olan
1. Bahçe kapısına varmadan daha / Baygın kokusu ıhlamurun
1. Bahçe kapısına varmadan daha / Baygın kokusu ıhlamurun
5. Yığılmış, dökülmüş
1. Açık eflatun ipek perdeler baygın ve büyük kelebek kanatları hâlinde yere kadar uzanıyordu.
1. Açık eflatun ipek perdeler baygın ve büyük kelebek kanatları hâlinde yere kadar uzanıyordu.
6. zarf , zarf , zarf , zarf , Bayılmış, kendinden geçmiş bir biçimde
1. İki tarafına sarhoş sarhoş sallanan sandalda balıkçıyı baygın buldu.
1. İki tarafına sarhoş sarhoş sallanan sandalda balıkçıyı baygın buldu.
1. kendinden geçmiş bir biçimde çevreye göz gezdirmek
2. hayranlıkla seyretmek
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Baygın duruma gelmek
2. Göz, süzülmek
1. isim , isim , isim , isim , Baygın olma durumu
2. tıp , tıp , tıp , tıp , Duyumların durması, kan dolaşımının ve solunum görevlerinin duraklaması, vücudun kımıldanamaması vb. fizyolojik aksamalarla beliren kendinden geçme durumu
1. Baygınlığım ne kadar sürdü bilmiyorum.
1. Baygınlığım ne kadar sürdü bilmiyorum.
1. bayılmak
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , çok heyecanlanmak, telaşlanmak
1. Annem üç gün sonra sevinç baygınlıkları geçiren Yahudi'nin avucuna on altın sayıp yalvardı.
1. Annem üç gün sonra sevinç baygınlıkları geçiren Yahudi'nin avucuna on altın sayıp yalvardı.
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , çok sıkılmak
1. isim , isim , isim , isim , Baygınlık
2. hayvan bilimi , hayvan bilimi , hayvan bilimi , hayvan bilimi , İpek böceklerinin sindirim organlarında görülen ve yemden kesilmelerine yol açan bir hastalık
3. Bu sebeple koza yapamama durumu
başbayi, tekel bayisi
1. isim , isim , isim , isim , Belirli maddeleri satma izni olan kimse, dükkân veya kuruluş
1. Gazete bayisi.
1. Gazete bayisi.
Lisan : Arapça bāyiʿ
Telaffuz : ba:yi